• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Almanca/Deutsch
Site Haritası
Üyelik Girişi
Deyimler-Redewendungen

ALMANCA DEYİMLER

 

 

Türkçe

Almanca

A'dan Z'ye kadar

von A bis Z

Alt üst olmak

drunter und drüber gehen

Ardındaki tüm köprüleri yıkmak

alle Brücken hinter sich abbrechen

Ayağına köstek olmak

ein Klotz am Bein sein

Ayağını yorganına göre uzatmak

sich nach der Decke strecken

Ayaklar altına almak

jemanden/etwas mit Füßen treten

Bir şeyi ima etmek

etwas durch die Blume sagen

Bir şeyin esası

das A und O

Bir ayağı çukurda olmak

mit einem Bein im Grabe stehen

Bir şey için yanıp tutuşmak

für etwas Feuer und Flamme sein

Bir şey için yanıp tutuşmak

auf etwas brennen

Bir şeye hazırlıklı olmak

sich auf etwas gefasst machen

Bir şeyi kafasına koymak

sich etwas in den Kopf setzen

Bir taş ile iki kuş vurmak

zwei Fliegen mit einer Klappe schlagen

Birine 1 Nisan şakası yapmak

jemanden in den April schicken

Birine destek olmak

jemandem unter die Arme greifen

Birine destek olmak, arka çıkmak

jemadem goldene Brücken bauen

Birini aptal yerine koymak

jemanden für dumm verkaufen

Birini ciddiye almak

jemanden ernst nehmen

Birini çileden çıkarmak

jemanden aus der Fassung bringen

Birini dize getirmek

jemanden in die Knie zwingen

Birini kanadının altına almak

jemanden unter seine Fittiche nehmen

Birini köşeye sıkıştırmak

jemanden in die Enge treiben

Birini makaraya almak

jemanden auf den Arm nehmen

Birini parmağında oynatmak

jemanden um den Finger wickeln

Birinin ağzını sulandırmak

jemandem den Mund wässerig machen

Birinin boynunu kırmak

jemandem das Genick brechen

Birinin derisini yüzmek

jemandem das Fell über die Ohren ziehen

Birinin eline düşmek

jemandem in die Hände fallen

Birinin işini bitirmek, tüketmek

jemanden fertig machen

Birisi için kendini ateşe atmak

für jemanden durchs Feuer gehen

Birisinin gözlerini açmak

jemandem die Augen öffnen

Burnunu her işe sokmak

die Nase in alles stecken

Çenesini tutmak

den Mund halten

Çok aptal

Dumm wie Bohnenstroh

Çoluk çocuk

mit Kind und Kegel

Dar görüşlü olmak

einen engen Horizont haben

Derdine yanmak

Trübsal blasen

Dünyayı yerinden oynatmak

die Welt aus den Angeln heben

Ekmek getirmez iş

brotlose Kunst

Geri zekalı, dar kafalı olmak

ein Brett vor dem Kopf haben

Güç bela, zar zor

mit Ach und Krach

Haberi olmak

im Bilde sein

Hiç yoktan hır çıkarmak

einen Streit vom Zaune brechen

İkinci planda olmak

die zweite Geige spielen

İpin ucunu kaçırmak

den Faden verlieren

Kaçamak yapmak

einen Abstecher machen

Karanlık işler

dunkle Geschäfte

Keçi gibi inatçı olmak

bockig sein

Kediye ciğer emanet etmek

den Bock zum Gärtner machen

Kendi çukurunu kazmak

sich sein eigenes Grab schaufeln

Kendini salmak

sich gehen lassen

Kokusunu almak

den Braten riechen

Neredeyse altına etmek

sich fast in die Hosen machen

Ortaya çıkmak

auf der Bildfläche erscheinen

Ölmek

ins Gras beißen

Pabuç bırakmamak

sich nicht ins Bockshorn jagen lassen

Pamuk ipliğine bağlı olmak

an einem Faden hängen

Parayı etrafına saçmak, har vurup harman savurmak

mit Geld um sich werfen

Parmağının kıpırdatmamak

keinen Finger rühren

Pot kırmak

einen Bock schießen

Sağlam basmak

mit beiden Beinen im Leben stehen

Saman çöpüne tutunmak

sich an den Strohhalm klammern

Sol tarafından kalkmak

mit dem linken Fuß aufstehen

Soluk aldırmamak

jemanden in Atem halten

Sözünü esirgemek

hinterm Berg halten

Sözünü esirgememek

kein Blatt vor den Mund nehmen

Surat asmak

ein langes Gesicht machen

Şimşek, yıldırım gibi

wie der Blitz

Tıklım tıklım dolu

brechend voll

Tüyleri diken diken olmak

eine Gänsehaut bekommen

Ucuz kurtulmak

mit einem blauen Auge davonkommen

Yeri göğü oynatmak

Himmel und Hölle in Bewegung setzen

Yerle bir etmek

dem Erdboden gleichmachen

Yoktan var etmek

etwas aus dem Ärmel schütteln

Yola koyulmak

sich auf die Beine machen

zeit langem :
uzun zamandan beri,epeydir

ein Gesicht machen wie drei Tage Regenwetter :
surat asmak, suratından düsen bin parca olmak

lange Finger machen :
eli uzun olmak, çalmak, hırsızlık yapmak

einen Bärenhunger haben :
kurt gibi aç olmak ( Los, Mutter! Ich habe einen

von Zeit zu Zeit :
ara sıra, zaman zaman, fırsat buldukça

jemandem von etwas (davon) keine Silbe sagen :
birine tek sözcük söylememek, hiç söz etmemek

von etwas kann Rede sein :
söz konusu olmamak, ihtimal disi olmak

sich Mühe geben :
caba harcamak, gayret göstermek, didinmek

sich in die Länge ziehen :
uzamak

Köpfchen haben :
zeki olmak, kafalı olmak, kafası çalışmak

jemandem etwas ins Gesicht sagen :
birine bir şeyi yüzüne (karşı) söylemek

kein Blatt vor den Mund nehmen :
ağzında bakla ıslanmamak, açık sözlü olmak

keinen Finger rühren :
parmagini ( bile) oynatmamak,elini sürmemek, karışmamak,aldırış etmemek
es zieht : esiyor, hava akimi var

Tag und Nacht :
gece gündüz

sich Rat holen :
akil danışmak, fikir almak

mehr und mehr :
Durmadan, gittikçe artan ölçüde, devamlı

Ach! Lassen Sie doch! :
bırakın Allah aşkına! hiç yararı yok

im Grunde (genommen) :
aslında, aslına bırakılırsa,gerçi

sich etwas durch den Kopf gehen lassen :
düşünüp taşınmak, uzun süre kafa yormak

das ist die Frage :
şüpheli, belli değil

sein Brot verdienen :
geçimini sağlamak, ekmek parası kazanmak

in Stürmen regnen :
bardaktan boşalırcasına, (sağanak halinde) yağmak

es gut mit jemandem meinen :
birine karşı iyi niyet beslemek, onun hakkında iyi şeyler düşünmek

im Laufe der Zeit :
zamanla, yavaş yavaş

zu sich kommen :
kendine gelmek, kendini bulmak

Geschmacksache :
zevk meselesi

das ist keine Frage :
kesinlikle, hiç kuskusuz

dabei sein, etwas zu tun :
(bir isi) o anda yapıyor olmak

von Tag zu Tag :
günden güne, gün geçtikçe

Rücksicht nehmen :
dikkate almak, göz önüne almak, gözetmek

mit offenem Munde dastehen :
ağzı ( bir karış) açık kalmak

bei Laune sein :
keyfi yerinde olmak

von Kopf bis Fuss :
baştan aşağı, tepeden tırnağa

ein Gesicht machen (ziehen, schneiden) :
yüzünü ekşitmek, yüzünü buruşturmak

jemandem freistehen :
( bir şeyi yapmakta) serbest olmak

da ist nichts dahinter :
değersiz olmak, önemsiz olmak

unter anderem :
bunun dışında, bunun yanısıra

recht behalten :
hakli olmak, hakki olmak

sich etwas nicht gefallen lassen :
izin vermemek, kayıtsız kalmamak, göz yummamak

eines Nachts :
bir gece

etwas leicht nehmen :
kolaya almak, hafife almak, önemsememek

so gut wie :
hemen hemen, aşağı yukarı

sich Gedanken machen :
düşünmek

Haare auf den Zähnen haben :
kaba ve itaatsiz olmak, ters ve aksi cevaplar vermek

jemanden hat gut lachen :
şansı yerinde olmak, avantajlı olmak

unter uns gesagt :
aramızda kalsın, laf aramızda

jemandem zu dumm werden :
sabrı taşmak, artik dayanamamak

einen guten Klang haben :
iyi isim yapmış olmak, iyi tanınmak

der Reihe nach :
sırayla

alle Hände voll zu tun haben :
çok isi olmak, başını kaşıyacak vakti olmamak

dahinter steckt etwas :
isin içinde bir is olmak

jemandem ein Licht aufgehen :
zihninde simsek çakmak, kavramak, anlamak

keine Nerven haben :
çelikten sinirleri olmak

unter der Hand :
el altından, gizlice

an der Reihe sein :
sıra kendinde olmak, sırası gelmek

von neuem :
yeniden, yeni bastan

Davon kann (weiss) ich ein Lied (zu) singen :
sen onu bana sor, bunun ne demek olduğunu bilirim

es gut haben :
şansı olmak, dört ayak üstüne düşmek

bis ins kleinste :
en ufak ayrıntılara değin

in die Hand nehmen :
ele almak

sei so gut :
rica etsem.., lütfen...

fürs nächste :
önce, ilk önce, simdilik, gecici olarak

jemanden nicht leiden können :
birini çekememek

Hand aufs Herz :
doğruyu söyle(yin)

es gut haben :
şansı olmak, dört ayak üstüne düşmek

Du hast es gut. Du machst die schriftliche Prüfung nicht mit.
Şansın var. Yazılı sınava girmeyeceksin.

Ihr Mann ist sehr reich. Sie hat es gut.
Kocası çok zengin. Dört ayaküstüne düştü.

keine Nerven haben :
çelikten sinirleri olmak

Menschen, die keine Nerven haben, sind erfolgreicher.
Çelik gibi sinirleri olan insanlar daha basarili oluyorlar.

Die Soldaten müssen keine Nerven haben.
Askerlerin çelikten sinirleri olmalıdır.

Jeden Tag:
her gün

schon gut:
peki, pekala

pech haben:
şansı olmamak. 

das macht nichts:
zararı yok. 

Jahre lang:
yıl boyunca

es geht:
söyle böyle, eh iste

einkaufen gehen:
alışverişe cikmak

es ist aus:
bitti, sona erdi, kapandi

das ist alles:
Hepsi bu kadar

das wär's:
tamamdır,bu kadar


recht haben:
hakli olmak, hakki olmak

sagen wir:
diyelim ki....,farz edelim

zum erstenmal:
ilk defa, ilk kez

nichts dafür können:
elinden bir şey gelmemek,çaresiz olmak,suç kendinde olmamak

eines Tages:
günün birinde, bir gün

einen Augenblick:
bir dakika, bir saniye

von mir aus:
benim icin hava hos,fark etmez

mit einem Wort:
kısaca,tek sözcükle

keine Ursache!:
bir şey değil,rica ederim.

was soll das?:
bu (da) ne demek (oluyor)

Platz nehmen:
oturmak (Nehmen Sie Platz, bitte!: Oturun lütfen.)

auf die Nerven gehen:
birinin sinirlerine dokunmak,birini sinir etmek:

das Licht anmachen:
ışığı açmak,ışığı yakmak

vor sich haben:
yapacak şeyi olmak

du meine Güte!:
Tanrım!,aman Allahım!,aman Yarabbi

in Frage kommen:
söz konusu olmak

im wege stehen:
engel olmak, karsisina çıkmak

Schule haben:
okulu olmak:

eine Rolle spielen:
bir rol oynamak,rolü olmak,önemi olmak

nichts zu machen sein:
Yapacak hiçbir şeyi olmamak

leid tun:
üzgün olmak, acimak (es tut mir leid: üzgünüm)

im Kopf:
kafadan,akildan,akilda

Got sei Dank! :
Allaha şükür!,çok şükür!

Bescheid wissen:
iyi bilmek

weißt du was:
derim ki, diyorum ki, ne dersin?

den gleichen (anderen,nächsten usw.) Tag:
Ayni (diğer, ertesi vs.) gün

das ist seine Sache:
(bu) onun bileceği is,kendisi bilir

es ist mir (dir,...) recht:
benim icin hava hoş, bence bir sakıncası yok

es geht los:
basliyor (Los! Schnell! Schnell! Es geht los!: Haydi!Çabuk!çabuk!Başlıyor.)

aus dem Kopf:
akıldan, ezbere

auf jeden (keine) Fall:
her (hiçbir) durumda, her türlü (hiçbir) şartta, muhakkak (asla),kesinlikle,ne olursa olsun

im Augenblick:
bir anda,hemen,son hizla

unter Umständen:
belki,herhalde,uygun düşerse

Schluß machen:
bitirmek,son vermek (In zwei Minuten müßt ihr Schluß machen.:Iki dakikaya kadar bitirmelisin.)

erst recht:
inadına

kurz und gut:
kısacası,sözün kısası

grüss Gott!:
merhaba,selam

auf den Gedanken kommen:
fikrine varmak

schwarz sehen:
karamsar olmak,sonunu iyi görmemek (Er ist sehr krank.Ich sehe schwarz für ihn. Çok hasta,sonunu hiç iyi görmüyorum.)

in Ruhe lassen:
birini rahat bırakmak (Lass mich in Ruhe! Beni rahat bırak)

nach wie vor:
eski hamam eski tas,eskisi gibi

im Stande sein:
yapabilmek,elinden gelmek,ağzında bakla ıslanmamak

das gibt's nicht:
olanaksız,olamaz

zu Ende gehen:
bitmek,sona ermek

auf den ersten Blick:
ilk bakışta

es handelt sich um ...:
söz konusu olan..,önemli olan...

genug davon haben:
canina tak etmek, bezmek, artik yetmek

nicht gefallen:
iyi (sağlıklı) gözükmemek (Heute gefiel mir mein Vater nicht! Babamı bugün pek iyi görmedim.)

heute oder morgen:
bugün yarin (Heute oder morgen werde ich ein Auto kaufen. Bugün yarın bir araba satın alacağım.)

es kommt darauf an:
bakalım (Es kommt darauf an,dass er ins Kino kommt? Bakalım sinemaya gelecek mi?)

einigermassen:
söyle böyle, iyi kötü, asagi yukarı (Ich weiss einigermassen nasıl olduğunu iyi kötü biliyorum.)

keine Ahnung haben:
bilgisi olmamak (-Wohin ist er gegangen?,-Ich habe keine Ahnung. Nereye gitti, hiç bilgim yok.)

zu tun haben:
yapacak isi olmamak (Ich habe viel zu tun: çok isim var.)

zur Sache kommen:
kısa kesmek (Komm zur Sache! Ich habe keine Zeit.:kısa kes,vaktim yok.)

vor sich gehen:
olmak,vuku bulmak (Wie der Unfall vor sich gegangen ist! Kaza nasıl oldu)

einen Streich spielen:
birine oyun oynamak,oyun etmek (Versuch nicht,mir einen Streich zu spielen!: bana oyun oynamaya sakin kalkma!)

nach und nach:
yavaş yavaş

noch lange nicht:
katiyen,hiç,asla

ein klein wenig:
biraz,çok az, bir miktar

vor Hunger sterben:
açlıktan ölmek

nicht im geringsten:
asla,katiyen,hiç

den Entschluss fassen:
karar vermek,karara varmak

auf diesem Wege:
böyle,bu şekilde, bu yolla

im Schneckentempo:deve yürüyüşü,kaplumbağa yürüyüşü

Was suchst du hier?:burada ne yapıyorsun?

die Ohren spitzen:
kulak kabartmak

los sein: ...olmak :
Was ist los? Warum weinst du? (Ne var? Neden ağlıyorsun?)

den Kopf schütteln:
'hayır' anlamında kafasını sallamak,kabul etmemek : Der Lehrer schüttelte den Kopf.(öğretmen kafasını salladı)

hinter jemandem her sein:
birinin arkasından koşmak,birinin peşinde olmak : Di Männer sind hinter mir her. (Adamlar peşimde.)

ganz und gar:
tamamen, baştan aşağı

eins von beiden: ikisinden biri :
Grün oder blau. Wähle eins von beiden. ( Yeşil yada mavi.İkisinden birini seç.)

nicht ausstehen können:
çekememek, sevmemek, hoşlanmamak : Entschuldige! Aber ich kann heute abend deine Freunde nicht ausstehen. (Kusura bakma! ama bu aksam arkadaşını çekemem.)

zur Welt kommen:
dünyaya gelmek, dogmak

zu suchen haben :
aramak, isi olmak (Was hast du hier zu suchen? Burada ne arıyorsun?)

es satt haben :
bıkmak, karnı tok olmak,artik yetmek

von oben bis unten :
bastan aşağı,tamamıyla,tepeden tırnağa

mit Leib und Seele :
tüm benliğiyle, yürekten

das ist keine Kunst :
iş değil,hüner değil, babam da yapar

jemandem die Hand schütteln:
birinin elini sıkmak

Gas geben :
gaza basmak,gazlamak

zu Ende sein:
bitmek,sona ermek

die Achseln zucken:
omuz kaldırmak,omuz silkmek

sein Wort halten:
sözünü tutmak

auf die leichte Schulter nehmen:
hafife almak,kolaya almak,önemsememek

Schlag:
(saat) tam...da (Heute war ich Schlag neun im Büro. Bu gün tam dokuzda bürodayım.)

bis über die Ohren :
çok fazla, haddinden fazla

sein lassen:
yapmamak, yapmaktan caymak

vor kurzem :
birkaç gün önce,daha önce

aufs Haar stimmen :
tam tamına doğru olmak (Meine Ergebnisse stimmen aufs Haar;benim sonuçlarım tam tamına doğrudur.)

ein gutes (schlechtes) Gewissen haben: vicdanen rahat olma(ma)k, gönlü rahat olma(ma)k :
(Ich habe meinen Vater nicht belogen. Deswegen habe ich ein gutes Gewissen; Babama yalan söylemedim. bu yüzden gönlüm rahat.)

ein für allemal :
son olarak, son defa

ein Auge zudrücken:
göz yummak,mani olmamak (Ich drücke ein Auge zu, aber das soll das letzte Mal sein.;
Göz yumuyorum ,ama bu son olsun,)

zu weit gehen :
çok olmak, ileri gitmek

die Stirn runzeln :
yüzünü buruşturmak,yüzünü ekşitmek

schleudern :
kaymak,patinaj yapmak,savurmak

wie aus der Pistole geschossen :
su gibi (Ihr müsst die Wörter wie aus der Pistole geschossen sagen können.;Sözcükleri su gibi söyleyebilmelisiniz.)

nicht mehr mitmachen :
(artik bir iste ) olmamak

Klasse sein :
birinci sinif olmak,harika olmak,sahane olmak (Mensch! Das Buch war doch Klasse!; Yahu ,kitap harikaydı be!)

zur Hand haben :
elinin altında olmak,elinde (var) olmak

mit guten Gewissen :
gönül rahatlığı ile, huzur içinde, rahatlıkla

nicht fertig werden :
bir türlü unutamamak,akli fikri hep ayni seyde olmak,isin içinden bir türlü çıkamamak

eine Aufnahme machen :
fotoğraf çekmek,resim çekmek

das hat noch Zeit :
acele(si) yok

Tag für Tag :
her gün, her Allahın günü (Ich habe Tag für Tag gearbeitet ;her Allahın günü çalıştım.)

es fällt Schnee :
kar yağıyor

Platz machen :
yer açmak

mach's gut! :
iyi günler! hoşçakal! Haydi eyvallah

kreuz und quer :
her yana, sağa sola, bir aşağı bir yukarı

hier und da :
orada burada, yer yer, bazen ( Heute sind wir hier und da spazierengegangen; Bugün orada burada gezinti yaptık.)

Geld machen :
para yapmak, çok para kazanmak

Feierabend machen :
bitirmek, kapatmak, son vermek, paydos etmek

wieder auf den Beinen sein :
belini doğrultmak, islerini yoluna koymak;iyileşmek ( Bist du wieder auf den Beinen?; simdi iyi misin?)

mit der Zeit : zamanla, yavaş yavaş

(sich) zu Tode ( lachen,ärgern,..) :
son derece, çok fazla (gülmek,kızmak,..) ( Wenn Onkel Ahmet redet, lacht man sich zu Tode.;Ahmet amca konusunca gülmekten kırılırsınız.)

Schwarz auf weiss :
yazılı, kağıt üzerinde

keinen Pfennig wert sein :
beş para etmemek

den Mund halten :
çenesini kapamak,sesini kesmek,ağzını açmamak (Du sollst den Mund halten!Kapa çeneni!)

 

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv      6489 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın